22 Ekim 2008 Çarşamba

5000 i altıya böldünüz mü?


Ben denemedim ... aynı cinsten olmayanlar ne bölünür ne toplanır diye öğrettiler bize yanlış mıydı? Biri ARMUT biri ELMA olmazdı. Peki para neden herşeye bölünebiliyor kendi cinsinden olmayan herşeye...

Ben bulamadım cevap aradım ama bulamadım tüm matematik bilgimi döktüm bulamadım.

Bir büyüğüm

5000 ini böldü

gönül simitlerine ...

10 Ekim 2008 Cuma

Mutlu oldum...


Anılarımı hatırladım ne güzel tebessüm veriyor ruhuma ... Onlarla besleniyorum tabi iyi olanlarla kötü anıları sildim hafızamdan hatırlamıyorum bile :) Çok eski bir arkadaşımı buldum ondan bu sevincim. Tavsiyem güzel anılarınızı yeni hayatınıza serpin kötü olanlarıda bir balonla uzaya yollayın ...

1 Ekim 2008 Çarşamba

Rude


Tahta bir sandık hepi topu… Evden giderken korunaklı olsun diye beni anlatan ufak tefek eşyalarımı dizdim özenle içine. İçindekileri belki şimdi sayamam ama cd ve kaplumbağalarım vardı. Bana bir şeye bir yere ait olduğumu hissettirirlerdi. Bıraktım giderken, nasılsa alırım bir gün dedim. O gün geldi nasıl huzurluydu içim sandığım geliyordu.

Kapının önüne bıraktılar. Yerden kaldırırken anladım ki içi boştu ve çok geçti… Sandığımı yukarı çıkarırken canım acıdı. Onu neden istediğimi kimse anlamamıştı. Sordum ona nerde içindekiler diye bilmem dedi. Ben onları istedim ama dedim. Bu boş sandık …

Anlamadı bile belki de … Umarım atmamıştır dedi.
Kim neyi ne hakla atar.
Ne bilirde eller.
Ne anlarda siler.
Ben senin bana ait olmayan nikâh fotoğraflarını bile atmamışken ve hala albümünü kutuda saklarken…

Acınası acıları olanlarsınız…

30 Eylül 2008 Salı

Ayşe’m


Saçlara kına yakma vakti Ayşe’m.

Mahalle turşucusuna gittim çok güzel patlıcan közlemesi satıyorlarmış.
Dükkâna girdim nasıl güzel koktu turşular burnuma…
O dükkânın telaşı sende ki telaşa benzer Ayşe’m
Sende hazırlardın değil mi?

Beyaz tenin maviş gözlerin o bilen sohbetlerin pek bir özlenir oldu.
Hatta o çaktırmadan iğnelemelerin bile…
Ben bilirdim beni sevdiğini…

Hani saçlarımızda bit kırardın ya
Uzun zaman oldu Ayşe’m .
Bir sıcak dokunuştu senin ellerin…

Giderken üzdüm mü seni, kırgın mısın bana bilemedim.
Ellerin hiç soğuk kalmadı aklımda Ayşe’m

29 Eylül 2008 Pazartesi

Bayram geldi hoşgeldi...


Anneannem gittiğinden beri bayramlar pek bir silik geçiyor. Onun alışkanlıklarını ne severmişiz farkında olmadan... Evde 2-3 çeşit yemek kesin olmalı , şekerler tatlılar gümüşlüklerinde yer almalı ,gelen misafire hizmette kusur olmamalı ve en renkli çiçekler yerlerinde mis gibi kokmalı.


Anneanne keşke burada , evinde olsan ... Herşeyi senin bıraktığın gibi devam ettirdiğimizi görebilsen.


Seni özledim...

27 Eylül 2008 Cumartesi

Geçti mi?


Hiç durmadan yürümek isteyeceğim aklıma gelmezdi çünkü sevmem .. ama hırsımı çıkarırcasına yürüdüm.


Dinlendim,yoruldum ve uyudum....

Mevsim Sonbahar...


Dışarda yağmur var hemde ahmak ıslatan cinsinden ... "Bırak yağsın barajlar dolsun" ... bunca zaman ben mi tuttum ya anne ? Yakında kuraklığın sorumlusu da ben olurum.
Yağmuru keşke bulut getirmese gökyüzü mavi kalsa veya bulutların rengi olmasa...