30 Eylül 2008 Salı

Ayşe’m


Saçlara kına yakma vakti Ayşe’m.

Mahalle turşucusuna gittim çok güzel patlıcan közlemesi satıyorlarmış.
Dükkâna girdim nasıl güzel koktu turşular burnuma…
O dükkânın telaşı sende ki telaşa benzer Ayşe’m
Sende hazırlardın değil mi?

Beyaz tenin maviş gözlerin o bilen sohbetlerin pek bir özlenir oldu.
Hatta o çaktırmadan iğnelemelerin bile…
Ben bilirdim beni sevdiğini…

Hani saçlarımızda bit kırardın ya
Uzun zaman oldu Ayşe’m .
Bir sıcak dokunuştu senin ellerin…

Giderken üzdüm mü seni, kırgın mısın bana bilemedim.
Ellerin hiç soğuk kalmadı aklımda Ayşe’m

29 Eylül 2008 Pazartesi

Bayram geldi hoşgeldi...


Anneannem gittiğinden beri bayramlar pek bir silik geçiyor. Onun alışkanlıklarını ne severmişiz farkında olmadan... Evde 2-3 çeşit yemek kesin olmalı , şekerler tatlılar gümüşlüklerinde yer almalı ,gelen misafire hizmette kusur olmamalı ve en renkli çiçekler yerlerinde mis gibi kokmalı.


Anneanne keşke burada , evinde olsan ... Herşeyi senin bıraktığın gibi devam ettirdiğimizi görebilsen.


Seni özledim...

27 Eylül 2008 Cumartesi

Geçti mi?


Hiç durmadan yürümek isteyeceğim aklıma gelmezdi çünkü sevmem .. ama hırsımı çıkarırcasına yürüdüm.


Dinlendim,yoruldum ve uyudum....

Mevsim Sonbahar...


Dışarda yağmur var hemde ahmak ıslatan cinsinden ... "Bırak yağsın barajlar dolsun" ... bunca zaman ben mi tuttum ya anne ? Yakında kuraklığın sorumlusu da ben olurum.
Yağmuru keşke bulut getirmese gökyüzü mavi kalsa veya bulutların rengi olmasa...